Tem 18

En Önden Giden Atlı: Adem Tatlı

Ölüme Çare

!..Moğolistan Türk kolejlerinin genel müdürü, sayın âdem TATLI. Ölüme çare buldu..!
———————————————————————-

Ömür denen şu sahnede,
Bir oyun oynanıyor,
Kalkıyor perde…

Oyun ulvi,
Oyun kutsi,
Oyun hak,
Oyun ki, başrolde nebi
Oyun âdemle başlayacak
Oyun ki, ölüme çare olacak…

Dünya denen şu oyunda;
Gâh o yanda, gâh buyanda
Bir yüce dava sırtlarında
Kimi tufan,
Kimi tur’da,
Kimi çarmık,
Kimi de hirada…
Ölüme, çare aranmakta…

Senaryo ilahi…
Oyun belli…
İnsan ve hali…
Öyle bir sahne ki,
Ölümmüş perdesi…

Ki, nice ulak çıktı sahneye
Kimi kovuldu
Kimi dövüldü
Kimi sandılar ki öldürüldü
Kimide kör testereyle bölündü
Kan! ölüme çare oldu döküldü…

Nedense
Âdemoğlu yine kandı iblise…

Karanlık bir çağda,
Cehaletin batağında,
Analar var ağlamakta
Cennet onların ayağı altında
Onlarsa kızgın kumlar altında
Ölüme çare aranmakta…

Sonra… Son kez!
Allah kullarına seslendi
Bu kez… Âdeme FURKAN seçildi
Yine ölüme çare indi.
‘İkra,
Bismi rabbikellezi halak
Halagalinsane min’alak.’
İşte çare dendi…

O sesin yeri oldu
Hira’dan indi uhut oldu,
Bedir oldu,
Takipçileri oldu
Sümeyye oldu,
Hamza oldu…

Ve ölüme çare…
Koca bir devre,
Mekke’de,
Deste, deste gül ile
Teslim oldu… ASRIN MÜHRÜNE…

Sonra… Çare unutulur
Oyun unutulur
Ölüme çare istenir,
Lakin bedel unutulur
Neme lazım denir!
Ve ölüme, çare tükenir…

Daha sonra
Köşkler… Saraylar
Yalandan İremler,
Birde taç mahal var
Ölüme çareler,
Onlarda sanırlar
Ve yine, yanılırlar…

Tabiî ki İblisler Fırsat kollar
Yine asker yollar
Ve sahnede… Haçlılar…
Yakarlar…
Yıkarlar…
Çaresiz bırakırlar…

Derken…
Miracın müjdesi olanlar
Çıkıp gelir yekten
Çekik gözlü ve atlılar
Asya’nın steplerinden
Dağılır haçlılar
Ölüme çare… Gelir yeniden…

Ve fitne boş durmaz
Şeytan çareden hoşlanmaz

Ama…
Erken gelir Osman,
Peşinden hemen Orhan,
Ve koca fatih sultan Mehmet han
Ardından Yavuz sultan
Tabiî ki, kanuni sultan SÜLEYMAN…

Önce fetret devrinde,
Sonra, olmaz olası lale
Kaçar gider perde, perde
Yiğidin ilacı, ölüme çare…

Taki, Şıpka’da,
Yemen’de,
Trablusgarp’da,
Ve Çanakkale’de
Ölüme çare, düştü siperlerde…

Ama yetmedi
Yetmezdi de.
Kapkaranlıktı her yer
Yeisin kucağına sığmayanlar,
Karanlıkta inleyenler,
Küçük bir ışık yaktılar…

Evet, yeni bir şey değildi
Sadece Nebiyi taklit edeceklerdi
Ve oyun yeniden başladı
Ölüme çare aranacaktı…

Oyunun başına dönüldü (1)
Başı hicretti
Adı bu sefer hizmetti…

Yeni Hamza’lar,
Yeni Sümeyye’ler,
Dağıldılar dünyaya…
Kimi, fizana,
Kimi, afrikaya,
Kimide, Moğolistan’a…

Yine, o ulvi oyundalar
Oyun ki, başrolde nebi
Onlar… Nebinin yanındalar…

Ayağa kalktı Hamza’lar
Ölümsüzlüğe koştular
Dün, Sümeyye’ler,
Bu gün, Hamza’lar,
Ve nice adsız cengâverler,
Yine, ölümün çaresindeler…

En son, o nur suratlı;
Adı Âdem,
Soyadı TATLI…
Bir haber almıştı âdem
Gözü yaşlı pir’in den
Zaman şimdi, dem bu dem
Ölüme çare var, niyet yürekten
‘Bismillah’ çıktı dilinden
Hicret, Ankara, başkent’ten…

Yer, ata toprağı,
Moğolistan.
Atası gibi kurdu otağı…

Onunda dilinde aynı ses;
‘İkra,
Bismi rabbikellezi halak.
Halagalinsane min’alak.’
Onunda derdi
Ölüme çareydi…

Evet, bir kor var iç yerinde,
Ölüme çare…
O eşsiz seda var birde,
‘alla hu ekber…
Alla hu ekber…’
Düşmedi,
Düşmezde.
O hep dilinde…

Belkide, o eşsiz seda,
Okunacak, o yerde.
Fakat buna tek çare,
Ölümede çare bir yerde…

Kuşlardan habermi aldı,
Tatilde bile durmadı,
Herkesten helallik aldı,
Kanat açtı ötelere
Ölüme çareyi yanına aldı…

Ağabeyler!
Ağabeyler!
Ne olur!
Kulak verin Âdemdeki şu sese
Sırt çevirmeyin kursağında kalan hevese
Dikilsin Ulanbaturun sinesine,
Ölümün çaresi O eşsiz simge
Alla hu ekber asılsın bir çift minaresine…

Ölüme çare arayanlar,
Bir gün mutlak bulacaklar…
Âdemler,
Sümeyyeler,
Hamzalar.
Yarın yine doğacaklar…

Ölüme çare bulanlar,
Canlar veren şühedalar…
Âdem’ler,
Ferhatlar
Sümeyye’ler,
Hamzalar…
Onlar… Nebinin yanındalar…

Ölüme çare ne demek..?
Allah için öldürülmek..!
Allah yolunda ölmek..!
Allah uğrunda..!
Allah..
Allah.

Ali Öztürk

“ve sakın Allah yolunda öldürülenlere (ölenlere) “ölüler” demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.” Bakara/154… el… Fatiha

(1) ben âdem aleyhisselam’ın cennetten kovulduğuna değil, hicret ettirildiğine inanıyorum.